Halka
Metro hareket etmeye başladı ve bir yaşlı, boş kalan son koltuğa vardı.
Derken bir başka yaşlı hanımı görüp nazikçe yer verdi.
Hanım kabul etti bu nazik teklifi, yaşlı adam tebessümle tutunma direklerine gitti.
Derken iki genç, inecekleri durağa gelmeden ayaklandılar. Kalktıkları yere yaşlı iki kadın daha oturdu. Yaşlı adam hala ayakta ve gülümsüyordu. Yüzüne öylesine yakışan bir gülümseme vardı ki, keşke hep yer verse diye düşünmeye itti beni…
Karşımdaydı yaşlı adam, sol çaprazımdaysa görme yetisini kaybetmiş bir engelli…
Başı öne eğik kaşları yukarı çatılmış, sanki karşısındakini süzer gibi…
Bu bakışların sonucunda karşıda görüntü oluşmadığını bilen bir kadın…
Metro, görmeyen adamın inmesi gereken durağa geldiğinde başka bir ortayaşlı adam yardım ediyor ona… Durağın adı Kızılay çünkü… Devirdaimin kıyasıya yaşandığı bir yer…
Bir yaşlının yer vermesiyle başlıyor halka… Denize atılmış taş misali yavaş yavaş genişliyor ve metrodaki herkesi sarıyor. İyilik yarışına giren insanlar ve ” ne yapsam da birine faydalı olabilirim ” diye düşünen beyinlerin olması ne kadar da huzur verici…


İZMİR