<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kişisel bir şey</title>
	<atom:link href="http://www.medyatisyen.com/68-ankarada.html/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.medyatisyen.com</link>
	<description>kişisel bir şey</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 12:20:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.2</generator>
		<item>
		<title>Ankara&#8217;da</title>
		<link>http://www.medyatisyen.com/68-ankarada.html</link>
		<comments>http://www.medyatisyen.com/68-ankarada.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Nov 2009 21:47:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.medyatisyen.com/?p=68</guid>
		<description><![CDATA[<br />Yalnızlığından kaçarcasına yaşadığı halde zamanının büyük bir kısmı tek geçiyordu. Bu onun kaderi miydi, yoksa bir tür sabır ölçümü mü yapılıyordu? Ankara&#8217;da, ismiyle özdeşleşmiş sosyal bir bar onu kısa süre farklı düşüncelere itebilirdi. Soğuk ve kısmen sulu bira ile farklı düşüncelere dalacaktı, böylece yalnızlığından uzaklaşıp anlık mutluluğa ulaşacaktı. Dışarda kontrolsüz bir yağmur yağıyor, dışarda olmak [...]<br /><br /><br />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlığından kaçarcasına yaşadığı halde zamanının büyük bir kısmı tek geçiyordu. Bu onun kaderi miydi, yoksa bir tür sabır ölçümü mü yapılıyordu?</p>
<p>Ankara&#8217;da, ismiyle özdeşleşmiş sosyal bir bar onu kısa süre farklı düşüncelere itebilirdi. Soğuk ve kısmen sulu bira ile farklı düşüncelere dalacaktı, böylece yalnızlığından uzaklaşıp anlık mutluluğa ulaşacaktı. Dışarda kontrolsüz bir yağmur yağıyor, dışarda olmak zorunda olanlar işlerini koşarak hallediyordu. Yağmur ile oluşan yer yer akıntılar insanlara zor anlar yaşatıyordu. Bar ortamı oradan soyutlanmış gibiydi, sıcak ve müzikle doluydu. Kapının açılması ve insanların içeri girmesiyle birlikte, topraktan gelen güzel koku da yavaş yavaş ciğerlerindeki birkaç saniyelik yerini alıyordu.</p>
<p>Uzun zaman olmuş, böyle bir ortama girmemişti. Hayatının geri kalanı hakkında varsayımlarda bulunabileceği, farklı hayallere dalabileceği bir ortamdaydı ve yavaş yavaş hayal kurmaya başlamıştı. Bira, her insanda gösterdiği güzel etkileri onda da göstermeye başlamıştı. Beyin, bedenin kontrolünü yavaşça kaybediyor ancak hayallerdeki sürekliliği hiçbir zaman arkaplana itmiyordu.</p>
<p>Yan masalardan yükselen kahkaha seslerine inat hayallerinin derinine indi. Bir ara yüzünde hoş bir tebessüm oluştu. Etraftakiler bu tebessümü farketmeyecek kadar soyuttular ona&#8230; O ise içinde öyle güzel hayaller kurmuştu ki anlık da olsa büyük bir mutluluk içindeydi.</p>
<p>Aklından geçeni tahmin etmek zor değildi, eski sevgilisi Dilara, yine hayallerini süslüyordu. Onunla kurdukları hayaller üzerinden mi yola çıkmıştı, yoksa sıfırdan tamamen kendi üretimi olan hayallerde miydi&#8230;</p>
<p>Son yudumu almak için elini biraya uzattı, yavaşça ağzına götürüp, boğazından asitleriyle birlikte midesine indirdi. Bu bira birazdan çeşitli yollarla beynin işlem merkezine uzanıp mutluluğuna ve cesaretine etki ederek hareketlerini değiştirecekti. Bir tür hap gibiydi birası, zor zamanlarında kullandığı ve bağışıklık kazanmadığı yegane ilacıydı.</p>
<p>Dışarıya baktı ve yağmurun dindiğini hissetti. Hesabı isteyip, gerekli işlemleri yaparak masadan kalktı.</p>
<p>Paltosunu üzerine giyip, botlarının bağcıklarını kontrol etti. Islak bağcığı bağlamak oldukça sıkıcı bir işti&#8230;</p>
<p>Yola çıkıp, Kızılay&#8217;dan evine gideceği otobüs durağına doğru tebessümle ilerlemeye başladı. Üst geçidin hemen altında, anayoldan karşıya geçen insanları görüp &#8221; ah şu insanlar &#8221; diye iç çekti. Onlar için yapılan bir kolaylığı daha ellerinin tersiyle itiyor, şöförlerin işini zorlaştırıyorlardı. Dilara ile defalarca el ele çıktıkları merdivende tek başınaydı bu kez, biraz alkollü olsa da hala adımlarını kontrol edebiliyordu. Her adımda bir anı canlanıyordu beyninin kıvrımlarında&#8230;</p>
<p>Bir şiir dolandı diline&#8230; Artık başkasının sevgilisi olan Dilara&#8217;ya ithafen yazılmış gibiydi.</p>
<p>Büyük usta Attila İlhan, onun için yazmıştı sanki&#8230;</p>
<pre><span><span style="font-family: Times; font-size: medium;">gözlerin gözlerime değince
felâketim olurdu ağlardım
beni sevmiyordun bilirdim
bir sevdiğin vardı duyardım
çöp gibi bir oğlan ipince
hayırsızın biriydi fikrimce
ne vakit karşımda görsem
öldüreceğimden korkardım
felâketim olurdu ağlardım

ne vakit maçka'dan geçsem
limanda hep gemiler olurdu
ağaçlar kuş gibi gülerdi
bir rüzgâr aklımı alırdı
sessizce bir cıgara yakardın
parmaklarımın ucunu yakardın
kirpiklerini eğerdin bakardın
üşürdüm içim ürperirdi
felâketim olurdu ağlardım

akşamlar bir roman gibi biterdi
jezabel kan içinde yatardı
limandan bir gemi giderdi
sen kalkıp ona giderdin
benzin mum gibi giderdin
sabaha kadar kalırdın
hayırsızın biriydi fikrimce
güldü mü cenazeye benzerdi
hele seni kollarına aldı mı
felâketim olurdu ağlardım

</span></span></pre>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.medyatisyen.com/68-ankarada.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

