Kişisel bir şey

kişisel bir şey
ben kimim   sevdigim bloglar   resimoloji

Orası İstanbul…

Yazar: admin | Yayın Tarihi: 19 Ekim 2009 | Yorumlar: 2 Yorum
Kategori: Genel


Göztepe aşkıyla gidilmez miydi İstanbul deplasmanına?

Hayatımda İstanbul’a ilk kez gidecektim, o da Göztepe sevdasıyla…

Ankara’dan yola çıktığımızda sabahın yedisiydi. Erken uyanmanın vermiş olduğu mahmurluktan kurtulmak için bir şeyler içmek gerekiyordu. İlk tekel’de durup biraları minübüse depoladık, sonra içkiyle birlikte tezahuratlar başladı. İkinci duruşumuz Bolu’da oldu. Biralar bitmişti ve yenisini almak gerekiyordu. Yenilerini alıp yolumuza devam ettik.. İstanbul’a girdiğimizi trafikle birlikte farkettik… Boğazdan geçerken arabadan atkılarımızı sallandırdık ve bizi görenler sıradan bakışlar fırlattı. Bahçelievler, Yenibosna’ya vardığımızda saat 2.30 gibi bir şeydi. Arabayı parkettiğimiz yer askeriyeninmiş, direk çektirdiler. Bu bir tür ” İstanbul’a Hoşgeldiniz ” mesajıydı galiba… Stadın önünde polisler dizilmiş, bir olay çıkmasını bekliyor gibiydiler. İki arkadaşımız yaşanan arbede de içeri atıldı. Joplananlar da cabası tabi…

Bu tür olaylarda genelde maç bitiminde içeri alınanlar salınırdı, o yüzden içeri onlarsız girdik… Sadece kapalı tribünü bulunan Yenibosna stadından 1-0 galibiyetle ayrıldık… Maç bitiminde arkadaşları beklerken, polis otosuna elleri kelepçeli bindirildiklerini gördük, bu biraz yıkıcı oldu. Sağlık kontrolü için götürüldüklerini öğrendik ve onları beklemeye başladık… Hep beraber geldik, hep beraber gideriz düşüncesinin hepimizde etkin olarak görüldüğü dakikalardı. Saat 17.00 civarıydı ve arkadaşlarımızı beklerken biraz bahçelievler’i gezmek iyi olur diye düşündük… Zaman gazetesinin binasının ordan aşağıya indik ve E-5 dedikleri yolu gördük ( herhalde E-5 idi.. Bize gelen bilgi o yöndeydi. ) Üstgeçitte, hayatımda tanık olmadığım bir düzene rastgeldim. Herkes araba gibi hareket ediyordu. Yukarı çıkanlar sağdan inenler ise çıkanlara göre soldan hareket ediyordu. Böylece karşı karşıya gelme ve kaza riski azalıyordu. :)

Arkadaşlarımız saat 21.00 gibi bırakıldı ve önce haydarpaşa’ya gidip Eskişehir tayfasını oraya bıraktık, Ankara tayfası olarak da Kadıköy’ün yolunu tuttuk… Makarnacı’da çeşit çeşit makarnalardan birini seçip hafiften Ankara’nın yolunu tuttuk…

İstanbul hakkında ne düşündüğüme gelirsek…

Çok fazla gezme fırsatı bulamasam da ben bu şehirdeki insanların canının sıkılacağını düşünmüyorum. Trafik sorununa bir çözüm bulunursa taşı toprağı altın lafı gerçek olur diye düşünmekteyim.

Haydarpaşa garının önünde, sahildeki taşların üzerine oturan iki sevgili içki içerken ” İstanbul, sen mi büyüksün ben mi ” diye bağırışlarını unutamam galiba… Moda bir laf, 2 farklı kişiden duydum.

En kısa zamanda gezmek için tekrar geleceğim, bekle beni istanbul…

Başka bir paylaşımımı inceleyebilirsiniz

«

»

Yazıya Gelen Yorumlar

1

oslem
23 Ekim 2009´de söylemiş


Keşke gezmiş olsaydın bide yaa, çok güzel olurdu.
İzlenimlerin de güzel, gerçekten tek sorunu trafik galiba o da çözülür gibi şu aralar ;)

Yenmişsiniz tebrikler, hee bir göztepeli arkadaşım daha var bu sene gerçi %50 sayılır o yarı yarıya Galatasaray’lı ;)

2

admin
23 Ekim 2009´de söylemiş


Yarı yarıya galatasaraylıysa bizden değildir. :)

Güzel şehir, İzmir kadar iyi yani.. :)

Düşüncelerinizi duymaya ihtiyacım var!

Zamanınızın çok küçük bir bölümünü ayırarak, bu form aracılığı ile yazı hakkındaki düşüncelerinizi paylaşabilirsiniz.

Yorum yazarken kullanabileceğiniz XHTML etiketlerini görmek istermisiniz?

Aşağıdaki XHTML etiketlerini kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""></a>
<abbr title=""></abbr>
<acronym title=""></acronym>
<b></b>
<blockquote cite=""></blockquote>
<cite></cite>
<code></code>
<del datetime=""></del>
<em></em>
<i></i>
<q cite=""></q>
<strike></strike>
<strong></strong>